Weimar Cumhuriyeti'nin kuruluş kesin saati bilinmediğinden, yorum gezegenlerin burçlarına ve açılarına dayanır, evlere ve yükselen burca değil.
ÜLKENİN KARAKTERİ
Weimar Cumhuriyeti Almanyası, devasa bir çelişki içinde doğmuş bir ülkedir. Karakteri, zincirlerinden boşanmış bir düzenin trajik şiiridir. Güneş, Merkür, Jüpiter ve Satürn'ün Aslan burcundaki stelyumu sadece hırs değil, bir çığlıktır: "Biz dünyanın merkeziyiz!". Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın mengenesinde sıkışmış Aslan, kraliyet zerafeti değil, aşağılanmış bir devin yırtıcı gururunu doğurur. Burada her iki kişiden biri kendini Napolyon sanır, ama gerçeklik onu aşağılayıcı tazminatlara imza atan bir memur olmaya zorlar.
Yengeç'teki Mars askeri psikolojinin anahtarıdır. Bu, ilk saldıran bir saldırgan değil, evine, ailesine veya "ulusal onuruna" dokunulduğunda irrasyonel bir öfkeyle karşılık veren bir savunucudur. Bu dönemin Almanyası, sopayla kışkırtılan bir ayıdır: dayanır, dayanır ve sonra önüne gelen her şeyi silip süpürür. Tam da Yengeç, utanç verici bugünden bir sığınak haline gelen efsanevi bir Alman geçmişine, o "kan ve toprak" özlemini verir.
Başak'taki Venüs kült haline getirilmiş ancak estetikten yoksun bir ekonomidir. Ülke zevk almayı bilmez; çalışmayı, saymayı ve organize etmeyi bilir. Burada aşk görev yoluyla, güzellik ise işlevsellik yoluyla ifade edilir. Buradan, formun işleve tabi olduğu muhteşem bir tasarım çiçeklenmesi (Bauhaus) ve aynı zamanda lüks ve hedonizme karşı mutlak bir sağırlık doğar. Bir Alman, eğer "büyük projenin" bir parçası olmayacaksa bir tablo satın almaz.
Güneş ve Ay'ın (Kova) karşıtlığı, elitlerin iradesi ile halkın ruhu arasındaki bölünmedir. Aslan'daki Güneş şan, geçit törenleri ve ihtişam ister. Kova'daki Ay özgürlük, eşitlik ve kardeşlik arzular, ancak soğuk, mesafeli ve sıcaklıktan yoksundur. 1920'ler Almanyası'nın halkı, özgür olmak isteyen ama nasıl mutlu olunacağını bilmeyen bir kalabalıktır. Buradan sol partilerin olağanüstü başarısı ve aynı zamanda güçlü bir ele duyulan özlem gelir. Bu, bir sokakta komünistlerin, diğerinde monarşistlerin yürüdüğü ve her iki grubun da içtenlikle Anavatanı kurtardığına inandığı bir ülkedir.
Aslan burcundaki beş gezegenli stelyum (Güneş, Merkür, Jüpiter, Satürn, Neptün) dayanılmaz bir ego yoğunlaşmasıdır. Ülke "sıradan biri" olamaz. Ya süper güçtür ya da hiçbir şeydir. Uzlaşma onun için ihanettir. Tam da bu stelyum "çifte yaşam" olgusunu doğurur: kamusal alanda cumhuriyet, demokrasi, Milletler Cemiyeti; gizlice ise revanşizm, gizli askeri geliştirmeler, güç kültü.
DÜNYADAKİ ROLÜ
Aslan'daki Jüpiter, tüm dünya için bir tiyatro gösterisi olarak görülen bir misyondur. Weimar Almanyası sadece büyük olmak istemez; alkışlanmak ister. İdeolojisi, kültürel üstünlük ("şairler ve düşünürler ülkesi") ile Versay'ın adaletsizliğine duyulan kızgınlığın bir karışımıdır. Dünya onu, bazen sadaka dileyen (tazminatlar, Dawes Planı), bazen de histeri krizi geçiren (Ruhr'un işgali) ebedi bir huzur bozucu olarak algılar.
Satürn ve Uranüs'ün karşıtlığı, geçmişle kader niteliğinde bir kopuştur. Almanya, eski dünya düzenlerini yıkan bir katalizör ülkedir. Küresel rolü "kara kuğu" olmaktır: dünya haritasını yeniden çizen krizleri kışkırtır. Weimar Cumhuriyeti tam da burada doğup ölür, böylece küllerinden 20. yüzyılın en korkunç kötülük makinesi yükselebilsin. Müttefikler (Fransa, İngiltere) onda bir düşman görürler, ancak bu düşmanı kendi politikalarının dövdüğünü anlamazlar.
Yengeç'teki Mars, kendini "kuşatılmış bir kale" gibi hissedenlerle, örneğin Sovyet Rusya (Rapallo Antlaşması) ile doğal ittifaklar yaratır. Bu, her birinin diğerini kullandığı iki dışlanmışın ittifakıdır. Çatışmalar, "akıl veren" ülkelerle (Fransa, İngiltere) ve yenilgiyi hatırlatanlarla (Polonya, Çekoslovakya) yaşanır. Almanya asla affetmez. Versay'ın her aşağılayıcı notasını hatırlar.
EKONOMİ VE KAYNAKLAR
Başak'taki Venüs, titizlik ve verimlilik üzerine kurulu, ancak sezgiden yoksun bir ekonomidir. Ülke dünyanın en iyi makinelerini, kimyasallarını, optiklerini yapmayı bilir. Kalite, mühendislik düşüncesi ve "Almanya'da üretilmiş" etiketiyle kazanır. Ancak Başak bir hizmet burcudur ve Venüs burada sıklıkla tuzağa düşer: büyük resmi görmeden tükenene kadar çalışmak.
Aslan stelyumundaki Satürn, birinci olmayı gerektiren ancak borçlarla eli kolu bağlanmış bir ekonomidir. Tazminatlar sadece ödemeler değil, varoluşsal bir utançtır. Almanya parayı kötü kararlardan değil, başkalarının kurallarına göre oynamaya zorlandığı için kaybeder. 1923'teki hiperenflasyon buradan gelir; tüm dünya, bir ülkenin "Böyle yaşanmaz!"ı kanıtlamak için kelimenin tam anlamıyla para birimini nasıl yaktığını gördü.
Aslan'daki Güneş ve Başak'taki Venüs bir paradoks yaratır: ülke cömertçe yaşamak ister, ancak her kuruşu saymak zorundadır. Bu, daha sonra "kan ve para" kültüne dönüşecek olan bir tutumluluk kültü ve birikim tutkusu doğurur. Güçlü yönü sanayi ve mühendisliktir. Zayıf yönü ise finansal spekülasyonlara ve kolay paraya karşı yeteneksizliğidir. Almanya ter dökerek kazanır, borsada oynayarak değil.
Aslan'daki Neptün buna bir yanılsama ekler: sadece beklenirse "altın çağın" geri döneceğine dair inanç. Bu umut hem bir kaynak hem de bir zehirdir. Krizin atlatılmasını sağlar, ancak gök gürleyene kadar gerçekliğin görmezden gelinmesine neden olur.
️ İÇ ÇATIŞMALAR
Satürn - Uranüs karşıtlığı (0.4°), devletin temelinde sismik bir fay hattıdır. Aslan'daki Satürn katı bir hiyerarşi, eski düzene saygı, ordu, bürokrasi talep eder. Balık'taki Uranüs ise kaos, devrim, anarşi, mistisizm ve yanılsamalardır. Weimar, Prusyalı bir subayın Berlinli bohem bir sanatçıyla pazarlık yapmak zorunda kaldığı bir ülkedir. Bu açı, tüm darbelerin (Kapp Darbesi, Birahane Darbesi) ve komünistlerle Naziler arasındaki sokak çatışmalarının nedenidir. Devlet, katı bir imparatorluk mu yoksa özgür bir cumhuriyet mi olacağına karar veremez.
Merkür - Uranüs karşıtlığı (5.2°), bir fikir savaşıdır. Burada her söz bir bombadır. Basının eşi benzeri yoktur: sol gazeteler sağcıları, sağ gazeteler solcuları yerin dibine batırır. Entelektüeller (Thomas Mann'dan Bertolt Brecht'e) gelecek hakkında sesleri kısılana kadar tartışırlar. Ancak aynı açı tartışmayı kısırlaştırır: kimse birbirini duymaz, herkes kendi dilinde konuşur. Ülke yüz sesle konuşur ama ahenk içinde şarkı söyleyemez.
Plüton'un Chiron'a karesi (0.6°), savaş travmasıyla bağlantılı derin bir yaradır. Yengeç'teki Plüton evin, ailenin, köklerin yıkımıdır. Koç'taki Chiron ise benliğin, kimliğin yarasıdır. Almanya yenilginin üstesinden gelemez: her gazi yürüyen bir travmadır, her toplantı 1918'i yeniden yaşama ve yeniden oynama girişimidir. Bu açı, "sırtından bıçaklanma" olgusunun kaynağıdır: ordunun politikacılar ve Yahudiler tarafından ihanete uğradığı efsanesi. Ülke suçunu kabul edemez, bu yüzden dışarıda bir düşman arar.
Yengeç'teki Mars, Plüton ve Neptün ile stelyumda, yıllarca biriken bir saldırganlıktır. Hemen dışarı taşmaz, bodrumlarda, birahanelerde, gizli cemiyetlerde için için yanar. Patladığında bu sadece bir savaş değil, topyekûn bir imhadır. Weimar'ın iç çatışması, geçmişi unutma arzusu ile onu bırakamama arasındaki çatışmadır.
İKTİDAR VE YÖNETİM
Aslan'daki Satürn, tapınma ve otorite talep eden, ancak bunun için kaynaklara sahip olmayan bir iktidardır. Cumhuriyet demokratik olmaya çalışır, ancak cumhurbaşkanı (Ebert, Hindenburg) ulusun babası rolünü oynamak zorundadır. Weimar'ın tipik lideri, güçlü olması gereken ancak zayıflıkla çevrili bir adamdır. 48. maddeye dayanan "olağanüstü kararnameler" olgusu buradan gelir: iktidar parlamento aracılığıyla yönetemez, süngülere dayanmak zorundadır.
Yengeç'teki Plüton, gizli cemiyetler ve ordu çevreleriyle bağlantılı bir iktidardır. Kararlar Reichstag'da değil, karargahlarda, "Kara Reichswehr"de, "Thule Cemiyeti" gibi gizli birliklerde alınır. Bu ülkenin ihtiyaç duyduğu lider, bir yönetici değil, bir semboldür. Akıllı olması gerekmez; ulusun iradesinin vücut bulmuş hali olması gerekir. Bu nedenle Hitler, histerik karizmasıyla boşalan tahtı bu kadar kolay işgal etti. Weimar Cumhuriyeti dış düşmandan değil, liderlerinin kral olmaktan korkmasından öldü.
Merkür'ün Satürn ile kavuşumu, bürokrasi ve talimatlara dayalı bir iktidardır. Alman memuru bir tanrıdır. Kanun her şeyin üstündedir, aptalca olsa bile. Bu istikrar sağlar, ancak esnekliği öldürür. Sistem çöktüğünde, tamamen çöker çünkü kimse kuralların dışında hareket etmeyi bilmez.
Güneş'in Ay'a karşıtlığı, yürütme erki ile halk arasındaki ebedi bir çatışmadır. Cumhurbaşkanı düzen ister, halk ekmek ve sirk ister. Kimse birbirine güvenmez. Almanya'da iktidar bir hizmet değil, kasvetli bir kararlılıkla taşınan bir yüktür.
KADER VE YAZGI
Weimar Cumhuriyeti, tüm insanlık için bir ders haline gelen başarısız bir deneydir. Kaderi, özgürlük sorumlulukla, demokrasi gelenekle desteklenmediğinde ne olduğunu göstermektir. Bu ülke bir felaket laboratuvarıydı: tarihte ilk kez hiperenflasyon, kitlesel işsizlik ve kültürel çiçeklenme, 20. yüzyılın en korkunç rejimini patlatan bir yumak haline geldi. Yazgısı bir uyarı olmaktır. Bu dönemin Almanyası, düzen ile özgürlük, geçmiş ile gelecek arasında seçim yapma eşiğinde duran herhangi bir halkın baktığı bir aynadır. Var oldu ki anlayalım: aşağılanma üzerine inşa edilmiş bir devlet sağlam olamaz.